Burun estetiğinde kemik katlama tekniği

Burun estetiğinde kemik katlama tekniği

Kompozit spreader flebi isimli ameliyat tekniğinin cerrahi detaylarının, uzun dönem sonuçlarının ve klinik örneklerinin sunulduğu bilimsel makale, estetik cerrahi bilim alanının en prestijli ve etki faktörü en yüksek bilimsel dergisi olan Aesthetic Surgery Journal’da yayınlanarak tıp literatürüne girdi. 

Türkiye’nin uluslararası bilimsel arenadaki mevcudiyeti ve saygınlığı açısından oldukça önemli olan bu tarz çalışmalarla artık Türkiye son yıllarda burun estetiği alanında dünyanın önde gelen hizmet sunucularından birisi haline geldi. Her yıl binlerce hasta estetik burun ameliyatı olmak için yurtdışından ülkemize seyahat ediyor.  

Geliştirdiği “Kompozit spreader flebi” tekniği ile tıp literatürüne giren Estetik ve Plastik Cerrah Doç. Dr. Ozan Bitik geliştirdiği tekniği şu sözlerle anlattı;

Kemik katlama tekniği 

Bu ameliyat tekniğinde burun kemerinin yan duvarını oluşturan çok ince kemikler, özel bir ultrasonik kemik kesici ile çizilerek yapışık oldukları yumuşak kıkırdaklar ile bir bütün halinde içeri doğru katlanıyor. Bu teknik hem burun kemerini alçaltıyor hem de kemer ortadan kalktığında oluşan açık çatıyı kişinin kendi kemikleri ile kapatıyor. Bu teknik sayesinde burun kemeri alındıktan sonra ortaya çıkan ters V deformitesi adını verdiğimiz sorunun önüne geçmiş oluyoruz. 

Yine bu tekniğin kullanımı ile burun sırtındaki kemiklerin ameliyattan sonra aşırı incelmesi engelleniyor. Bugüne kadar kemer alındıktan sonra oluşan boşluğu spreader grefti adını verdiğimiz kıkırdak çıtalar ile destekliyorduk. Bu teknik burun sırtında ek bir kıkırdak çıta kullanılmadan da aynı etkiyi elde etmemizi sağladı. Elde ettiğimiz sonuçlar yüz güldürücü. Bu teknik ile doğala çok yakın sonuçlar elde ederken doku bütünlüğünü de koruyabiliyoruz. Elbette her burun ameliyatı burun sırtında elle hissedilen düzensizlikler bırakır ancak bu teknik sayesinde gözle görülen düzensizlikler %1-2‘nin altına indi diyebiliriz. 

Koruyucu prensip ön planda 

Son yıllarda burun estetiğinde dokuları mümkün olduğunca korumaya yönelik yaklaşımlar hakimiyet kazandı. Burnun herhangi bir kısmını şekillendirmek amacıyla açıyorsak işimiz bittikten sonra mutlaka orijinal anatomik yapısına en yakın biçimde onarıyoruz. 20 yıl önce tüm dünyada burun ameliyatı burundan bir şeylerin çıkartıldığı ve geriye her ne kaldıysa iyileşmeye bırakıldığı bir ameliyat şeklindeydi. Mesela burun kemikleri kırılıyor ve hastanın yüzünün yarısını kaplayan bir alçı ile sabitleniyordu. Kırılan kemikler iyileşirken 2mm içeri kaysa veya açılanması değişse ikincil ameliyatlarda kolayca düzeltilemeyecek bir deformasyon oluşuyordu. Kemik katlama tekniğinde burun kemikleri arasında harekete izin veren bir potansiyel boşluk kalmadığı için kemiklerin ameliyat sonrasında istenmeyen biçimde hareket etmesi de engellenmiş oluyor.  

Daha dayanıklı bir burun iskeleti 

Kemik katlama tekniğini geçen yıl Amerikan Rinoplasti Cemiyeti tarafından düzenlenen kongrede sunmuştuk. Bu yıl bu tekniğin tamamlayıcısı niteliğinde bir başka tekniği yine aynı kongrede sunacağız. İki teknik kombine olarak kullanıldığında ortaya son derece sağlam bir iskelet yapısı çıkıyor. Kemikleri serbest bırakmıyor ve açtığımız mikro tüneller vasıtası ile birbirine dikiyoruz. Klasik burun ameliyatlarında kemikler kayar korkusuyla aylarca hastaların gözlük takmasına müsaade edilmezdi, ufak tefek darbeler bile burun kemiklerini kaydırabilir endişesi hep yaşanırdı. Bu teknikte ameliyatın 21. gününden itibaren gözlük kullanılabilir. Öyle çocuğunuzun eli çarptı, fark etmeden yan yattınız diye burun bozulmaz. Bu yaklaşım aktif yaşayan, kontakt sporlar ile uğraşan kişiler için bir avantaj sağlıyor. Elbette yeterli sertlikte bir darbe ameliyatlı veya ameliyatsız tüm burunları kırabilir ancak bu teknikte daha dayanıklı bir burun iskelet çatısı elde edebiliyoruz diyebilirim.   

Türkiye rinoplasti konusunda marka oldu 

Burun estetiği ile ilgili dünya üzerinde kayda değer bir etkinlik varsa oraya gidin bakın bir Türk doktor takımını mutlaka görürsünüz. Rinoplasti konusundaki en inovatif yaklaşımlar bizden çıkıyor desem herhalde yanıltıcı olmayacaktır. Uluslararası camiada isim yapmış pek çok değerli hekim meslektaşımız var. Türkiye bu alanda kesinlikle marka oldu diyebiliriz. Üstelik bu marka bilimsel yayınlarımızın da gösterdiği üzere gerçek anlamda bir kaliteyi temsil ediyor. Türk rinoplasti markası sadece pazarlama yoluyla edinilmiş bir şöhrete sahip değil
 

Bir cevap yazın